Çorlu Malpraktis Avukatı
"Doktor ve hastane hatalarında kime, hangi mahkemede, hangi sürede dava açılacağı; bilirkişi süreci, şikâyet yolları ve hekim tarafı."
Bir tedavi, ameliyat ya da doğum beklenmedik bir zararla sonuçlandıysa, ilk iş bunun tıbbi bir hata mı yoksa önceden bilinen bir komplikasyon mu olduğunu ve davanın kime açılacağını belirlemektir. Çorlu malpraktis avukatı arayanların bilmesi gereken temel ayrım şudur: devlet, şehir ve devlet üniversitesi hastanelerindeki hatalar için hekime değil idareye karşı Tekirdağ idare mahkemelerinde tam yargı davası açılır; bunun için zararı öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurmanız gerekir. Özel hastane, muayenehane ve serbest çalışan hekime karşı ise adli yargıda, önce arabulucuya başvurularak dava açılır. Bu sayfada süreleri, delillerin nasıl toplandığını, bilirkişi sürecini, şikâyet yollarını ve hakkında şikâyette bulunulan hekimlerin izleyeceği yolu bulacaksınız.
Çorlu malpraktis avukatı neyi inceler: hata mı, komplikasyon mu?
Malpraktis, hekimin veya sağlık personelinin teşhis, tedavi ya da bakım sırasında tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu hastanın zarar görmesidir. Sorumluluk için üç unsur birlikte aranır: özen yükümlülüğüne aykırılık, hastada ortaya çıkan zarar ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağı.
Kötü bir tıbbi sonuç tek başına hata anlamına gelmez. Tıp, her müdahalede belli bir risk taşır ve bu riskin gerçekleşmesi, gerekli özen gösterilmişse hekimin sorumluluğunu doğurmaz. Hukukta buna “izin verilen risk” denir. Belirleyici olan, sonucun ağırlığı değil, hekimin o koşullarda yapması gerekeni yapıp yapmadığıdır.
Komplikasyon ile tıbbi hata nasıl ayrılır?
Komplikasyon, doğru endikasyonla ve tıp kurallarına uygun yapılan bir müdahalede bile ortaya çıkabilen, literatürde tanımlı istenmeyen sonuçtur. Bir ameliyat sonrası yara enfeksiyonu, kanama veya sinir hasarı komplikasyon olabilir. Ancak aynı sonuç, gerekli önlem alınmadığı, belirtiler zamanında fark edilmediği ya da riskler hastaya anlatılmadığı için ortaya çıktıysa tablo değişir. Bu nedenle dosyalarda çoğu zaman komplikasyonun nasıl yönetildiği tartışılır.
| Ölçüt | Komplikasyon (izin verilen risk) | Tıbbi hata |
|---|---|---|
| Endikasyon | Müdahale tıbben gerekliydi | Gereksiz veya yanlış endikasyonla müdahale |
| Uygulama | Güncel tıbbi standarda uygun teknik | Standarttan sapma, yanlış taraf, yanlış hasta, unutulan malzeme |
| Öngörülebilirlik | Literatürde bilinen, önlenemeyen sonuç | Gerekli önlem alınsaydı önlenebilecek sonuç |
| Takip ve müdahale | Belirtiler zamanında fark edilip tedavi edildi | Belirtiler gözden kaçtı, konsültasyon veya sevk gecikti |
| Aydınlatma | Risk hastaya anlatıldı ve onay alındı | Risk anlatılmadı; sonuç komplikasyon olsa bile aydınlatma eksikliği sorumluluk doğurabilir |
| Kayıt | Süreç dosyada eksiksiz belgelendi | Kayıt yok, eksik veya sonradan tamamlanmış |
Hekim hangi özenle sorumludur?
Özel hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sözleşmesidir. Vekil, benzer alanda hizmet veren basiretli bir meslektaşının göstereceği özeni göstermekle yükümlüdür (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, TBK m. 506). Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, hekimin en hafif kusurundan da sorumlu tutulduğu yönündedir. Hekim iyileşmeyi garanti etmez; özenli davranmayı borçlanır. Bu yüzden “tedavi işe yaramadı” iddiası tek başına yetmez, özensiz davranışın gösterilmesi gerekir.
Kamu hastanelerinde ise ölçüt, idarenin hizmet kusurudur. Danıştay, sağlık hizmetinin riskli niteliğini dikkate alarak hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesini arar; kusurun belirli bir hekime yüklenmesi şart değildir. Nöbetçi uzman bulunmaması, ameliyathanede gerekli cihazın olmaması gibi organizasyon eksiklikleri de bu kapsamda değerlendirilir.
Sık görülen tıbbi hata türleri
Aşağıdaki başlıklar, malpraktis iddialarının en sık yoğunlaştığı alanlardır. Her başlıkta verilen örnekler, bir olayın incelemeye değer olup olmadığını anlamanıza yardımcı olmak içindir; hatanın varlığına bilirkişi incelemesiyle karar verilir.
Teşhis hatası
Belirtilere rağmen gerekli tetkiklerin istenmemesi, görüntüleme sonuçlarının yanlış yorumlanması veya ayırıcı tanının yapılmaması bu gruptadır. Göğüs ağrısıyla gelen hastanın kalp krizi ihtimali araştırılmadan taburcu edilmesi tipik örnektir. Teşhis gecikmesinde zarar, gecikme yüzünden kaybedilen tedavi şansı üzerinden tartışılır.
Tedavi ve ilaç hatası
Yanlış ilaç veya yanlış doz verilmesi, hastanın bilinen alerjisinin dikkate alınmaması, birbiriyle etkileşen ilaçların birlikte reçete edilmesi bu başlıkta yer alır. Hemşire ve eczacı gibi diğer sağlık çalışanlarının uygulama hataları da hastanenin sorumluluğuna girer.
Ameliyat hatası
Yanlış taraf veya yanlış organ ameliyatı, vücutta gazlı bez ya da cerrahi alet unutulması, ameliyat sırasında çevre organların zedelenmesi en bilinen örneklerdir. Yanlış taraf cerrahisi ve unutulan malzeme gibi durumlarda hatanın varlığı genellikle açıktır; tartışma zararın kapsamı üzerinde yoğunlaşır.
Anestezi hatası
Ameliyat öncesi değerlendirmenin yapılmaması, hastanın önceki hastalıklarının sorgulanmaması, anestezi sırasında ve sonrasında solunum ile dolaşımın yeterince izlenmemesi bu grupta değerlendirilir. Uyanma odasında yeterli gözetim olmaması hem anestezi ekibinin hem hastanenin organizasyon kusuru olarak tartışılabilir.
Doğum hataları
Gebelik takibinde risk belirtilerinin gözden kaçması, doğum sırasında bebeğin kalp atışlarının yeterince izlenmemesi, sezaryen kararının geciktirilmesi ve bebekte oksijensiz kalma ile kol sinir ağı hasarı bu dosyaların konusudur. Doğumda zarar hem anneyi hem bebeği etkileyebilir; çocuğun tazminat talebi velisi aracılığıyla ileri sürülür.
Estetik ameliyat hataları
Estetik müdahalelerde tıbbi zorunluluk bulunmadığı için hastanın aydınlatılması daha ayrıntılı olmalıdır. Vaat edilen görünümün elde edilememesi, asimetri, kalıcı iz ve saç ekimi gibi işlemlerde başarısız sonuç bu grupta yer alır. Yargıtay, estetik amaçlı bazı işlemlerde belirli bir sonucun taahhüt edildiğini kabul ederek eser sözleşmesi hükümlerini uygulamaktadır.
Diş tedavisi hataları
Yanlış dişin çekilmesi, kanal tedavisinde alet kırılması, implantın sinire temas etmesi ve uyumsuz protez en sık iddialardır. Protez ve implant gibi belirli bir ürünün yapılmasını içeren işlemler de eser sözleşmesi niteliği taşıyabilir. Diş hekimi de zorunlu mesleki sorumluluk sigortası kapsamındadır.
Hastane enfeksiyonu
Her hastane enfeksiyonu malpraktis değildir. Sorumluluk, sterilizasyon ve izolasyon kurallarına uyulmaması, enfeksiyon belirtilerinin geç fark edilmesi veya uygun tedavinin zamanında başlanmaması hâlinde gündeme gelir. Hastanenin enfeksiyon kontrol kayıtları bu dosyalarda önemli bir delildir.
Acil servis ve sevk hataları
Acil serviste triyajın yanlış yapılması, yeterli muayene yapılmadan taburcu etme, uzman konsültasyonunun istenmemesi ve başka hastaneye sevkin geciktirilmesi bu başlıktadır. Hastanın yeterli bilgi verilmeden kendi isteğiyle ayrılmasına ilişkin imzalı belgenin içeriği de incelenir.
Organizasyon kusuru
Hata tek bir kişiye bağlanamıyorsa sorumluluk hastaneye aittir. Yetersiz nöbet düzeni, uzman hekim bulunmaması, cihaz arızası, kan bankası eksikliği, hasta güvenliği ve düşme önleme tedbirlerinin alınmaması organizasyon kusurudur. Özel hastane bu durumda doğrudan kendi sözleşme sorumluluğu ve çalıştırdığı kişilerin fiilleri nedeniyle sorumludur (TBK m. 66 ve 116). Kamu hastanesinde aynı eksiklik hizmet kusuru olarak değerlendirilir.
Aydınlatılmış onam: imzalı form her zaman yeterli mi?
Rıza olmadan yapılan tıbbi müdahale, tıp kurallarına uygun yapılsa bile hukuka aykırıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15’e göre hastaya hastalığın muhtemel sebepleri, müdahalenin kim tarafından ve nasıl yapılacağı, diğer tedavi seçenekleri, muhtemel komplikasyonlar, tedaviyi reddetmenin sonuçları ve kullanılacak ilaçların önemli özellikleri anlatılmalıdır. Bilgi, hastanın anlayabileceği dilde, sözlü olarak ve acil durumlar dışında düşünmesi için makul süre tanınarak verilir (m. 18).
Uyuşmazlık çıkması muhtemel müdahalelerde bu bilgileri içeren rıza formu iki nüsha imzalanır; biri hastanın dosyasına konur, diğeri hastaya verilir (m. 26). Hekim yalnız formda yazılı ve hastaya anlatılmış risklerden kurtulabilir. Formda yer almayan bir risk gerçekleşmişse, müdahale tıbben doğru olsa bile aydınlatma eksikliğinden doğan sorumluluk tartışılır.
Uygulamada sık görülen sorunlar şunlardır: herkese aynı matbu formun imzalatılması, formun ameliyat masasına yatmadan dakikalar önce verilmesi, formu müdahaleyi yapacak hekim yerine bir başkasının imzalatması ve riskin yalnızca genel ifadelerle yazılması. Aydınlatmanın usulüne uygun yapıldığını ispat yükü, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre hekim ve hastanededir.
Formlarda bazen “doğabilecek hiçbir sonuçtan hekim ve hastane sorumlu değildir” türünde kayıtlar yer alır. Kanun ya da yetkili makamın izniyle yürütülebilen bir meslekte, borçlunun hafif kusurundan bile sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 115/3). Hastanenin yardımcı kişilerin fiilinden sorumlu olmayacağına dair kayıt da aynı nedenle geçersizdir (TBK m. 116/3).
Rızanın aranmadığı istisnalar da vardır. Hayati tehlikenin bulunduğu ve bilincin kapalı olduğu acil durumlarda veya bir organın kaybını önlemek için müdahale rızaya bağlı değildir; durum kayıt altına alınır ve yakınlar bilgilendirilir (m. 24). Ameliyat sırasında müdahalenin genişletilmesi de ancak genişletilmezse organ kaybı veya işlev kaybı doğacaksa rıza aranmadan yapılabilir (m. 31). Bu koşullar yokken, örneğin planlanan ameliyata ek bir işlem “fırsat bu fırsat” diye eklenirse rıza dışı müdahale söz konusu olur.
Tıbbi hata davası kime, hangi mahkemede, hangi sürede açılır?
Malpraktis dosyalarında en sık yapılan hata, davayı yanlış kişiye veya yanlış mahkemede açmaktır. Bir Çorlu malpraktis avukatı ile ilk görüşmede cevaplanan ilk soru da bu yüzden tedavinin hangi kuruluşta yapıldığıdır. Görevli mahkemeyi ve süreyi, tedavinin yapıldığı kuruluşun hukuki niteliği belirler. Aşağıdaki tablo bu yol ayrımını özetler.
| Sağlık kuruluşu | Davalı | Görevli yargı ve mahkeme | Dava öncesi şart | Süre |
|---|---|---|---|---|
| Devlet hastanesi, şehir hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, ağız ve diş sağlığı merkezi | Sağlık Bakanlığı (hekim değil) | İdari yargı, idare mahkemesi (tam yargı davası) | İdareye yazılı başvuru (İYUK m. 13) | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde olaydan 5 yıl içinde başvuru; ret veya 30 gün cevapsızlıktan sonra 60 gün içinde dava |
| Devlet üniversitesi hastanesi | İlgili üniversite (rektörlük) | İdari yargı, idare mahkemesi | İdareye yazılı başvuru | Aynı süreler |
| Aile sağlığı merkezi, 112 acil sağlık hizmeti | Sağlık Bakanlığı | İdari yargı (yerleşik uygulama) | İdareye yazılı başvuru | Aynı süreler |
| Özel hastane, özel tıp merkezi | Hastane işleteni; istenirse hekim de | Adli yargı, tüketici mahkemesi | Arabulucuya başvuru (6502 m. 73/A) | Sözleşmeye dayalı taleplerde kural olarak 5 yıl |
| Muayenehane, serbest çalışan hekim veya diş hekimi | Hekim | Adli yargı, tüketici mahkemesi | Arabulucuya başvuru | Kural olarak 5 yıl; eser niteliğindeki işlemlerde ayrıca bkz. aşağıda |
| Vakıf üniversitesi hastanesi | Vakıf üniversitesi; istenirse hekim | Adli yargı (yerleşik uygulama) | Tüketici davasıysa arabuluculuk | Kural olarak 5 yıl |
| Hekimin zorunlu sorumluluk sigortacısı | Sigorta şirketi | Adli yargı | Uyuşmazlığın niteliğine göre arabuluculuk | Olaydan itibaren 10 yıl (TTK m. 1482) |
Kamu hastaneleri: idareye başvuru ve tam yargı davası
Devlet ve şehir hastanelerinde çalışan hekimler kamu görevlisidir. Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 13 uyarınca, kamu görevlisinin görevi sırasında verdiği zarar için dava görevliye değil idareye karşı açılır. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 46 da aynı kuralı tekrarlar. Hekim aleyhine adli yargıda açılan dava husumet yokluğundan reddedilir ve zaman kaybedilir.
Dava açmadan önce, zarar verici eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurup zararın ödenmesini istemeniz gerekir (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, İYUK m. 13). Başvuruda maddi ve manevi tazminat tutarları ayrı ayrı gösterilmelidir. İdare isteği reddederse ret yazısının tebliğinden, 30 gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde tam yargı davası açılır.
Bir yıllık süre “öğrenme” ile başlar. Öğrenme, çoğu zaman zararın tıbbi bir hatadan kaynaklanabileceğinin anlaşıldığı tarihtir; örneğin unutulan gazlı bezin aylar sonra başka bir hastanede tespit edildiği gün. Bu tarihin ne olduğu davada tartışma konusu olabileceğinden, şüphe doğduğu anda başvuruyu yapmak en güvenli yoldur. İdareye başvurmadan doğrudan açılan dava reddedilmez ama dilekçe idareye gönderilir ve süreç baştan başlar. Tam yargı davasının genel işleyişi, istinaf ve kararın uygulanması idari dava süreçleri sayfamızda ayrıntılı olarak anlatılıyor.
İdare, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 11 uyarınca uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeye yetkilidir. Başvuru aşamasında idarenin ödeme teklifiyle karşılaşmanız mümkündür; teklif kabul edilirse aynı konuda dava açılamayacağından tutarı bilirkişi hesabıyla karşılaştırmadan imza atılmamalıdır.
Özel hastane, muayenehane ve serbest hekim
Özel hastaneye başvurduğunuzda hastane ile aranızda “hasta kabul sözleşmesi” kurulur. Hastane, tedaviyi kendi adına üstlendiği için çalıştırdığı hekim, hemşire ve teknisyenin hatalarından sözleşme gereği sorumludur. Muayenehanede veya serbest çalışan hekimle doğrudan kurulan ilişki ise vekâlet sözleşmesidir. Yargıtay, bu ilişkileri tüketici işlemi olarak kabul ettiğinden görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.
Tüketici mahkemesinde görülecek tazminat davası açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A). Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır, bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A). Tüketicinin açtığı davalar harçtan muaftır (6502 m. 73/2); bilirkişi ve tebligat masrafı için gider avansı ise yine istenir.
Hekim ile hastaneye birlikte dava açılabilir. Hekimin özel hastanede çalışırken hatası varsa hasta, hastaneye sözleşmeye dayanarak, hekime haksız fiile dayanarak başvurabilir; ikisi müteselsilen sorumludur. Bir hekimin kamu görevi dışında, serbest meslek kapsamında yaptığı müdahale ise kamu görevi sayılmaz; bu durumda hekime doğrudan adli yargıda dava açılır (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 46/d ve 47).
Estetik, diş protezi ve eser sözleşmesi
Belirli bir sonucun taahhüt edildiği işlemlerde Yargıtay, eser sözleşmesi hükümlerini uygulamaktadır. Burun estetiği, diş protezi, implant ve benzeri ürün ya da görünüm vaadi içeren işlemler bu kapsamda değerlendirilebilir. Eser sözleşmesinde hekim vaat ettiği sonucu borçlanır; sonuç ayıplıysa bedelin indirilmesi, ücretsiz düzeltme veya sözleşmeden dönme gibi seçimlik haklar gündeme gelir.
Eser sözleşmesinde zamanaşımı ayrı kurallara bağlıdır. Eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yılda zamanaşımına uğrar; yüklenicinin ağır kusuru varsa beş yıllık süre uygulanmaz, genel on yıllık süre geçerli olur (TBK m. 147/6 ve 146). Ayıplı eser nedeniyle açılacak davalarda ise taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde teslimden itibaren iki yıllık, ağır kusur hâlinde yirmi yıllık süre öngörülmüştür (TBK m. 478). Hangi sürenin uygulanacağı talebin niteliğine göre değiştiğinden, estetik ve diş dosyalarında süre hesabı ayrıca yapılmalıdır.
Vakıf üniversitesi, aile hekimi, 112 ve diğer durumlar
Vakıf üniversitesi hastaneleri ücret karşılığı hizmet verdiğinden, bu hastanelerdeki tıbbi hata davaları uygulamada adli yargıda görülür. Böylece devlet üniversitesi hastanesine idari yargıda, vakıf üniversitesi hastanesine adli yargıda dava açılır. 7406 sayılı Kanun da vakıf üniversitesi hekimlerini, soruşturma izni bakımından özel hastane hekimleriyle aynı grupta düzenlemiştir.
Aile hekimliği, 112 acil sağlık hizmetleri ve toplum sağlığı merkezleri Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü kamu hizmetleridir; bu hizmetlerdeki hatalar için de idari yargı yolu izlenir. Bir şirketin işyeri hekiminin hatası ise işyeri hekimi ile işveren arasındaki özel hukuk ilişkisi nedeniyle kural olarak adli yargıda incelenir; iş kazası ve meslek hastalığıyla bağlantılı dosyalarda iş mahkemesinin görevi de gündeme gelebilir.
Tekirdağ malpraktis avukatı hangi mahkemelerle çalışır?
Çorlu Devlet Hastanesi, Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi ve diğer Sağlık Bakanlığı hastanelerine karşı açılacak tam yargı davaları Tekirdağ’daki idare mahkemelerinde görülür. Adalet Bakanlığı’nın resmî rehberine göre Tekirdağ’da iki idare mahkemesi bulunur ve Çorlu’da idare mahkemesi yoktur. Tam yargı davasında yetkili mahkeme, hizmetin görüldüğü yer idare mahkemesidir (İYUK m. 36). Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi devlet üniversitesine bağlı olduğundan bu hastanedeki olaylarda da davalı üniversite, görevli yer idare mahkemesidir. İdare mahkemesi kararlarına karşı istinaf incelemesini 1 Eylül 2026’dan itibaren Edirne Bölge İdare Mahkemesi yapıyor.
Çorlu’daki özel hastanelere ve muayenehanelere karşı açılacak davalar adli yargıdadır. Çorlu Adliyesi’nin resmî listesinde ayrı bir tüketici mahkemesi bulunmadığından bu davalara Çorlu’daki asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar. Tüketici, davayı kendi yerleşim yerinde de açabilir (6502 m. 73/5). Zorunlu arabuluculuk başvurusu Çorlu Adliyesi’ndeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. İstinaf mercii Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi’dir. Tekirdağ malpraktis avukatı arayan ve tedavisi başka ilde yapılmış biri için yetki kuralları, davanın kendi yerleşim yerinde açılmasına da izin verebilir.
Zamanaşımı: süreyi kaçırdım mı?
Çorlu malpraktis avukatı arayan birinin ilk kontrol etmesi gereken şey süredir, çünkü süreler malpraktis dosyalarında en sık hak kaybına yol açan konudur. Özellikle ceza davasının bitmesini beklerken tazminat süresinin dolması sık görülür. Hukuk hâkimi, kusur konusunda ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığından (TBK m. 74), tazminat davasını ceza davasını beklemeden açmak mümkündür.
| Talep | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Kamu hastanesine idari başvuru | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde eylemden 5 yıl | İYUK m. 13 |
| İdarenin cevabından sonra tam yargı davası | Ret tebliğinden veya 30 günlük sessizlikten sonra 60 gün | İYUK m. 7, 13 |
| Özel hastane ve hekime karşı sözleşmeye dayalı talep | 5 yıl | TBK m. 147/5 |
| Haksız fiile dayalı talep | Zararı ve sorumluyu öğrenmeden 2 yıl, her hâlde fiilden 10 yıl | TBK m. 72 |
| Fiil aynı zamanda suçsa | Ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre (taksirle ölümde 15 yıl, taksirle yaralamada çoğu durumda 8 yıl) | TBK m. 72/1, TCK m. 66 |
| Zorunlu sorumluluk sigortacısına doğrudan talep | Olaydan itibaren 10 yıl | TTK m. 1482 |
Ceza zamanaşımına ilişkin uzun süre, haksız fiile dayanan taleplerde uygulanır. Taksirle öldürme suçunun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis, birden fazla kişinin ölümünde iki yıldan on beş yıla kadar olduğundan dava zamanaşımı on beş yıldır. Kamu hastanelerine karşı idari başvuru süresi ise İYUK’ta ayrıca düzenlendiğinden bu uzun süre idari yargıda uygulanmaz.
Mesleki Sorumluluk Kurulu: soruşturma izni ve rücu
2022’de 7406 sayılı Kanunla Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek madde 18, malpraktis dosyalarının iki aşamasını değiştirdi. Güncel metin 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu içinde yer alır.
Birinci değişiklik soruşturma iznidir. Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin uygulamaları nedeniyle savcılık doğrudan soruşturma yapamaz; önce Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izin vermesi gerekir. Kural, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un usulüne bağlanmıştır. Yani bu düzen özel hastanede çalışan hekimleri de kapsar. Devlet üniversitelerinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m. 53’teki soruşturma usulüne tabi olan öğretim elemanları ise bu düzenlemenin dışındadır.
Kurul, izin kararını 4483 sayılı Kanun’daki sürelerin iki katı içinde verir. Bu da ön inceleme dahil 60 gün, zorunlu hâllerde en fazla 30 gün ek süre demektir. Kurul, özel hastane ve vakıf üniversitesi personeli için ön incelemeyi il sağlık müdürlüğündeki başkan veya yardımcılara yaptırabilir. İzin verilmemesine karşı şikâyetçi, izin verilmesine karşı hekim, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edebilir (4483 m. 9). İtiraz en geç üç ay içinde karara bağlanır.
İkinci değişiklik rücu ile ilgilidir. Kamu kurumlarında ve devlet üniversitelerinde görevli sağlık çalışanı yüzünden idarenin ödediği tazminatın hekime rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına, hekimin görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu bir yıl içinde karar verir. Devlet üniversitelerinde üniversite, Kurul kararını ve varsa kesinleşmiş ceza kararını dikkate alarak altı ay içinde nihai kararı verir. 2024’te 7496 sayılı Kanunla eklenen fıkraya göre, zorunlu sigortası bulunan sağlık çalışanının kusuru oranındaki tazminat, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri dahil olmak üzere, sigorta teminatı içinde sigorta şirketinden istenir.
Hasta açısından tazminat yolu aynı kalır: kamu hastanesindeki hata için idareye karşı tam yargı davası açılır. Kurul ve sigorta, hekimin kişisel olarak ne kadar ödeyeceğini belirler.
Ceza süreci: taksirle yaralama ve öldürme
Tıbbi hata sonucu hasta yaralanmış veya hayatını kaybetmişse olay aynı zamanda suç oluşturabilir. Taksirle yaralama dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirir; organ işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması veya yaşamı tehlikeye sokan bir durum gibi ağır sonuçlarda ceza yarı oranında, iyileşmesi mümkün olmayan hastalık, organ işlevinin yitirilmesi veya çocuğun düşmesi gibi sonuçlarda bir kat artırılır (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, TCK m. 89). Taksirle bir insanın ölümüne neden olmak iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK m. 85).
Taksirle yaralama şikâyete bağlıdır; şikâyet, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Bilinçli taksirle, yani hekimin sonucu öngördüğü ama istemediği durumlarda, basit yaralama dışındaki hâllerde şikâyet aranmaz (TCK m. 89/5). Taksirle yaralama uzlaştırma kapsamındadır (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253). Taksirle öldürme ise şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz. Ceza, failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla sağlık çalışanının hatası varsa her biri kendi kusuru oranında sorumlu olur (TCK m. 22).
Çorlu’da yaşanan olaylarda şikâyet Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılır. Savcılık dosyayı soruşturma izni için Mesleki Sorumluluk Kurulu’na gönderir; izin verilirse soruşturma sürer, kovuşturma aşamasında dava Çorlu’daki asliye ceza mahkemesinde görülür. Soruşturmanın genel işleyişi, şikâyet süresi ve mağdur vekilliği ceza yargılaması sayfamızda ayrıca anlatılıyor.
Ceza soruşturması, Adli Tıp Kurumu raporunun hukuk davasından önce alınmasını sağlayabileceği için hastaya yarar sağlayabilir. Ancak soruşturma izni verilmemesi veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; bu yüzden tazminat süreleri ceza dosyası beklenmeden takip edilir.
Çorlu doktor hatası avukatı ile ilk görüşmeye hangi belgelerle gidilmeli?
Hata iddiasını en çok sağlık kuruluşunun kendi kayıtları destekler. Bu nedenle olaydan sonra ilk iş, kayıtların eksiksiz bir suretini almaktır. Hasta, sağlık durumuna ilişkin dosyayı ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Hasta hayatını kaybettiyse mirasçılar da bu belgeleri isteyebilir.
İstenmesi gereken başlıca belgeler şunlardır:
- Hasta dosyasının tamamı: epikriz, doktor ve hemşire gözlem notları, order (talimat) kayıtları, ilaç uygulama çizelgeleri
- Ameliyat notu, anestezi formu, uyanma odası takip kayıtları
- İmzalı rıza formları ve tedaviyi reddetme belgeleri
- Laboratuvar, radyoloji ve patoloji sonuçları ile görüntülerin kendisi (CD veya dijital erişim)
- Acil servis kayıtları, triyaj bilgisi, sevk ve konsültasyon yazıları
- Fatura ve ödeme belgeleri, SGK provizyon kayıtları
- Olay sonrası başka hastanede yapılan muayene ve tedavi kayıtları, varsa sağlık kurulu ve maluliyet raporları
- Ölüm hâlinde otopsi raporu, ölüm belgesi ve veraset belgesi
Bu belgelerin bir kısmı Çorlu doktor hatası avukatı ile görüşmeden önce toplanmışsa, sürenin ve izlenecek yolun ilk görüşmede belirlenmesi kolaylaşır.
e-Nabız üzerinden tetkik sonuçları, reçeteler ve epikrizlerin önemli bir kısmına erişilebilir; ancak e-Nabız hasta dosyasının tamamını içermez, gözlem notları ve formlar için hastaneye ayrıca başvurmak gerekir. Kayıtlarda eksik, belirsiz veya hatalı bilgi varsa düzeltilmesini isteme hakkı da vardır (m. 17).
Hastane dosyayı vermez veya geciktirirse önce hasta hakları birimine yazılı başvuru yapılır. Kamu hastanesinde 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, her hastanede ise kişisel sağlık verilerine erişim için veri sorumlusuna başvuru hakkı kullanılabilir; bu hakların işleyişini kişisel verilerin korunması sayfamızda bulabilirsiniz. Kayıtların değiştirilmesi veya kaybolması riski varsa, henüz dava açılmamışken mahkemeden delil tespiti istenebilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, HMK m. 400). Talep, esas davaya bakacak mahkemeye veya incelenecek şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yapılır (HMK m. 401).
Dava açılmadan önce, ilgili uzmanlık dalında bir hekimden dosya üzerinden görüş almak da yararlıdır. Taraflar uzmandan bilimsel mütalaa alıp mahkemeye sunabilir (HMK m. 293). Bu görüş, iddianın temelli olup olmadığını erkenden gösterir ve bilirkişiye sorulacak soruların belirlenmesine yardım eder.
Bilirkişi incelemesi: Adli Tıp Kurumu ve üniversite heyetleri
Malpraktis davası çoğu zaman bilirkişi raporuyla sonuçlanır. Hâkim tıbbi kusuru kendisi değerlendiremez; mahkemeler raporu genellikle Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin tıp fakültelerinin ilgili anabilim dallarından oluşturulan heyetlerden alır. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne göre Adli Tıp Yedinci İhtisas Kurulu ölümle sonuçlanmayan, Sekizinci İhtisas Kurulu ölümle sonuçlanan tıbbi uygulama hatalarına ilişkin görüş bildirir. İhtisas kurulları ile diğer sağlık kuruluşlarının raporları arasında çelişki olduğunda dosya Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu’nda görüşülür.
Eskiden bazı dosyalarda başvurulan Yüksek Sağlık Şûrası’nın dayanağı olan 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname maddesi 2018’de 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırıldı. Sağlık Bakanlığı teşkilatını bugün düzenleyen 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde de bu kurula yer verilmiyor.
Bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde rapordaki eksikliklerin tamamlatılması, belirsiz noktaların açıklattırılması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir (HMK m. 281). Bu süre kaçırılırsa rapora itiraz hakkı kaybedilir. Etkili bir itiraz, raporun hangi tıbbi kayda dayanmadığını, hangi soruyu cevapsız bıraktığını ve literatürle nerede çeliştiğini somut olarak gösterir. Raporun yalnız “komplikasyon” sonucuna varması yetmez; komplikasyonun zamanında fark edilip edilmediği ve doğru yönetilip yönetilmediği de cevaplanmalıdır.
İdari yargıda da bilirkişi incelemesi HMK hükümlerine göre yapılır (İYUK m. 31). İdare mahkemeleri tıbbi hata dosyalarında kararını çoğunlukla bilirkişi raporuna dayandırır.
Tazminat kalemleri ve manevi tazminat
Malpraktis nedeniyle istenebilecek kalemler, diğer bedensel zarar davalarındakilerle aynıdır: tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlikten doğan kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması, bakıcı gideri ve ölüm hâlinde cenaze giderleri ile destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m. 53-54). Çorlu malpraktis avukatı ile tazminat hesabı konuşulurken bakılan ilk belge, sürekli iş göremezlik oranını gösteren sağlık kurulu veya Adli Tıp raporudur; tutarı bu orana göre aktüer bilirkişi hesaplar. Kalemlerin ayrıntısı, hesaplama yöntemi ve 2026’da değişen faiz kuralları maddi ve manevi tazminat sayfamızda anlatılıyor.
Manevi tazminatı zarar gören hasta isteyebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde hastanın yakınları da kendi acıları için manevi tazminat talep edebilir (TBK m. 56). Aydınlatma yapılmadan gerçekleştirilen bir müdahalede, tıbbi sonuç kötü olmasa bile kişilik hakkı ihlali nedeniyle manevi tazminat gündeme gelebilir. Estetik dosyalarında ise ödenen ücretin iadesi ve düzeltme ameliyatının gideri ayrı kalemlerdir.
Bilirkişi incelemesi yapılmadan zararın tutarı çoğu zaman bilinemez. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026’dan itibaren belirsiz alacak davasını kaldırdı. Bu tarihten sonra açılan davalarda alacağın bir kısmı kısmi dava olarak istenir ve talep tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m. 109/4). İdari yargıda da tam yargı davasındaki miktar, harcı ödenerek bir kez artırılabilir.
Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası
Hekimler ve diş hekimleri, tıbbi kötü uygulama nedeniyle doğabilecek zararlara karşı sigorta yaptırmak zorundadır (1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ek m. 12). Kamuda çalışan hekimin primi yarı yarıya hekim ve kurum tarafından ödenir. Özel hastanede çalışan hekim için sigortayı hastane yaptırır, primin yarısı istihdam edene aittir ve bu pay hekimin maaşından kesilemez. Serbest çalışan hekim sigortayı kendisi yaptırır.
Zarar gören hasta, sorumluluk sigortasının teminatı kadar olan kısmı doğrudan sigortacıdan isteyebilir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1478). Bu talep olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 1482). Sigortacı davaya dahil edildiğinde tazminatın tahsili kolaylaşır; ancak teminat limitini aşan kısım ve sigorta kapsamı dışındaki kalemler için hekim veya hastane sorumluluğunu sürdürür. Poliçenin varlığı ve teminatı dava sürecinde hastaneden veya hekimden istenebilir. Sigorta şirketine karşı izlenecek yollar, Sigorta Tahkim Komisyonu’na hangi koşullarda başvurulabileceği ve sürelerin ayrıntısı sigorta uyuşmazlıkları sayfamızda yer alıyor.
Kamu hastanesine karşı açılan davada hasta sigortacıyı davalı gösteremez, çünkü davalı idaredir. Bu dosyalarda sigorta, yukarıda anlatılan ek madde 18 uyarınca idarenin ödediği tazminatın hekimin kusuru oranındaki kısmı için devreye girer.
Çorlu hasta hakları avukatı hangi şikâyet yollarını kullanır?
Tazminat ve ceza davası dışında, sağlık kuruluşu ve hekim hakkında idari ve mesleki şikâyet yolları da vardır. Bu yollarla tazminat alınamaz; ancak olayın kayda geçmesine, idari soruşturma açılmasına ve bazen davada kullanılabilecek bilgilerin ortaya çıkmasına yarar.
Hastaneye yapılan ilk başvuru hasta hakları birimidir. Birimde çözülemeyen başvuruları il sağlık müdürlüğü bünyesindeki Hasta Hakları Kurulu 30 gün içinde karara bağlar (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 42/C). Ancak Yönetmelik, tıbbi hata iddialarına ilişkin başvuruların bu Kurul tarafından değerlendirilmeyeceğini açıkça düzenler. Kurul; bekletilme, bilgi verilmemesi, mahremiyet ihlali veya kötü muamele gibi hasta hakkı ihlallerine bakar. Tıbbi hata iddiası için Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü’ne veya Sağlık Bakanlığı’na yapılacak başvuru, kamu personeli hakkında müfettiş veya muhakkik görevlendirilmesiyle idari incelemeye yol açabilir (m. 45).
| Başvuru yolu | Merci | Sonuç |
|---|---|---|
| Tazminat (kamu hastanesi) | İdareye başvuru, ardından Tekirdağ idare mahkemesi | Sağlık Bakanlığı veya üniversite aleyhine tazminat |
| Tazminat (özel hastane, hekim) | Arabuluculuk bürosu, ardından tüketici mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi | Hastane, hekim ve sigortacı aleyhine tazminat |
| Ceza şikâyeti | Cumhuriyet başsavcılığı; soruşturma izni için Mesleki Sorumluluk Kurulu | Taksirle yaralama veya öldürmeden kamu davası |
| Hasta hakkı ihlali | Hastane hasta hakları birimi; il sağlık müdürlüğü Hasta Hakları Kurulu | İhlal kararı ve düzeltici işlem; tıbbi hata iddiası incelenmez |
| İdari inceleme | Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, SABİM 184, CİMER | Personel hakkında idari soruşturma ve disiplin |
| Meslek disiplini | Tekirdağ Tabip Odası onur kurulu; diş hekimleri için diş hekimleri odası | Meslek örgütü disiplin cezası |
| Sigorta | Hekimin sorumluluk sigortacısı | Teminat içinde doğrudan ödeme talebi |
SABİM, Sağlık Bakanlığı’nın 184 numaralı iletişim hattıdır ve CİMER ile birlikte hızlı bir kayıt yolu sağlar. Bu idari şikâyetlerin hiçbiri hukuki süreleri durdurmaz. Çorlu hasta hakları avukatı ile görüşmeden önce SABİM’e başvurmuş olmanız, idareye yapılacak tazminat başvurusunu gereksiz kılmaz; İYUK m. 13 başvurusu ayrı, yazılı ve tazminat tutarlarını gösteren bir dilekçeyle yapılır.
Tabip odasına yapılan şikâyet ise hekimin meslek kurallarına aykırı davranışını meslek örgütü içinde değerlendirir. Kamu görevlisi olmayan sağlık personeli, Hasta Hakları Yönetmeliği m. 47 uyarınca meslek kuruluşlarının disiplin kurullarınca da cezalandırılabilir.
Hekim ve sağlık çalışanları: Çorlu sağlık hukuku avukatı hangi aşamada devreye girer?
Malpraktis iddiası, hakkında şikâyette bulunulan hekimi, hemşireyi ve diğer sağlık çalışanlarını da ilgilendirir. Her kötü sonucun hata sayılmadığı bir alanda hekimin savunması, tıbbi kayıtlarının ve aydınlatma belgelerinin gücüne dayanır. Hekimler için bir Çorlu sağlık hukuku avukatının işi çoğunlukla Mesleki Sorumluluk Kurulu’na verilecek ilk savunmada başlar; bu savunma sonraki ceza, tazminat ve rücu aşamalarının da zeminini oluşturur.
Şikâyet ve soruşturma izni sürecinde
Savcılığa yapılan şikâyet, önce Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun ön incelemesine konu olur. Bu aşamada hekimden yazılı savunma istenir; savunmanın tıbbi literatüre, hasta dosyasındaki kayıtlara ve imzalı rıza formuna dayanması belirleyicidir. Soruşturma izni verilirse karara karşı tebliğden itibaren 10 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilebilir. İzin verilmesi kovuşturma anlamına gelmez; savcılık soruşturması bundan sonra başlar ve ifade sırasında müdafi bulundurma hakkı vardır.
Hasta Hakları Kurulu tarafından son altı ay içinde ikiden fazla hak ihlali kararı verilen sağlık meslek mensubunun dosyası Bakanlığın ilgili kuruluna gönderilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 42/C). Bu nedenle tıbbi hata dışındaki hasta hakkı şikâyetlerine de süresinde ve belgeye dayanarak cevap vermek gerekir.
Tazminat davası, rücu ve sigorta
Özel hastanede çalışan veya serbest çalışan hekim, tazminat davasında doğrudan davalı olabilir. Bu durumda olay zorunlu sorumluluk sigortacısına gecikmeksizin bildirilmelidir; bildirimin geç yapılması ödenecek tutarı artırmışsa sigortacı kusurun ağırlığına göre indirim yapabilir (TTK m. 1446). Hastane hem kendi sorumluluğu nedeniyle hem de ödediği tazminat için hekime rücu talebiyle karşınıza çıkabilir; adam çalıştıranın rücu hakkı çalışanın kendi kusuru ölçüsündedir (TBK m. 66/4).
Kamu hastanesinde çalışan hekim davalı olmaz, ancak idarenin ödediği tazminat için Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun rücu kararıyla karşılaşabilir. Kurul kararı hekimin kusur oranını ve görevini kötüye kullanıp kullanmadığını değerlendirir; kusur oranındaki tutar sigorta teminatı içinde sigortacıdan istenir. İdare aleyhine görülen davada hekime dava ihbar edilirse, bilirkişi raporuna karşı görüş bildirmek hekimin sonraki rücu aşamasındaki konumunu da etkiler.
Şiddete maruz kalan sağlık çalışanı
Kamu veya özel sağlık kuruluşunda görev yapan sağlık çalışanına görevi nedeniyle karşı kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçları işlenirse cezalar yarı oranında artırılır ve hapis cezası ertelenmez (3359 sayılı Kanun ek m. 12). Özel sağlık kuruluşunda çalışan personel de bu suçlar bakımından kamu görevlisi sayılır. Şüpheli kolluk tarafından yakalanır ve sağlık çalışanının ifadesi işyerinde alınır. Şiddetin yaşandığı kuruluşta aynı hizmeti verebilecek başka personel varsa, faile ve yakınına hizmet o personel tarafından verilir. Olayın kurum içinde “beyaz kod” bildirimiyle kayda geçirilmesi, sonraki ceza soruşturmasında delil olarak kullanılır.
Çorlu tıbbi hata avukatı ile süreç adım adım
Bir olayın malpraktis davasına dönüşüp dönüşmeyeceği, ilk haftalarda yapılan işlere bağlıdır. Çorlu tıbbi hata avukatı ile yürütülen bir dosyada genel akış şöyledir:
- Hasta dosyasının ve tüm tıbbi kayıtların sureti alınır; gerekiyorsa delil tespiti istenir.
- Tedavinin yapıldığı kuruluşun türü belirlenir: kamu hastanesi, devlet üniversitesi, özel hastane, vakıf üniversitesi veya muayenehane.
- Süre hesabı yapılır: öğrenme tarihi, idareye başvuru süresi, sözleşme ve haksız fiil zamanaşımları.
- İlgili uzmanlık dalından tıbbi görüş alınarak iddianın dayanağı ve bilirkişiye sorulacak sorular belirlenir.
- Kamu hastanesinde idareye tazminat başvurusu yapılır; özel hastanede arabulucuya başvurulur.
- Gerekiyorsa savcılığa şikâyette bulunulur ve ceza süreci paralel yürütülür.
- Dava açılır; Adli Tıp Kurumu veya üniversite raporuna iki hafta içinde itiraz edilir, aktüerya hesabı denetlenir.
- Karara karşı istinaf ve temyiz yolları izlenir.
Bu dosyalarda en sık rastlanan hatalar şunlardır: kamu hastanesindeki hekime adli yargıda dava açmak, SABİM veya CİMER şikâyetini idareye başvuru sanmak, ceza dosyasının sonucunu beklerken bir yıllık başvuru süresini kaçırmak, özel hastaneye karşı arabuluculuğa gitmeden dava açmak ve bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmemek. Dosyanızla ilgili bilgi almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Masraflar yargı yoluna göre değişir. Tüketici mahkemesinde harç alınmaz ama bilirkişi, tebligat ve tanık giderleri için avans yatırılır. İdari yargıda başvurma ve karar harçları ile bilirkişi avansı ödenir. Davayı kaybeden taraf yargılama giderlerini ve karşı tarafın yasal vekâlet ücretini öder. Mali durumu yetersiz olanlar adli yardım isteyebilir; Çorlu Adliyesi’nde adli yardım bürosu bulunmaktadır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir; somut olayınız için bir avukata danışınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Doktor hatası davası açma süresi ne kadardır?
Süre, tedavinin yapıldığı kuruluşa göre değişir. Devlet, şehir ve devlet üniversitesi hastanelerinde zararı öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde olaydan itibaren beş yıl içinde idareye yazılı başvuru yapılır; ret veya 30 gün cevapsızlıktan sonra 60 gün içinde dava açılır. Özel hastane ve muayenehanede sözleşmeye dayalı taleplerde kural olarak beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Ölümle sonuçlanan olaylarda ceza zamanaşımı daha uzun olabilir.
Devlet hastanesindeki doktora doğrudan dava açılabilir mi?
Hayır. Kamu hastanesinde çalışan hekim kamu görevlisidir ve Anayasa m. 129 ile 657 sayılı Kanun m. 13 uyarınca tazminat davası hekime değil, idareye karşı açılır. Devlet ve şehir hastanelerinde davalı Sağlık Bakanlığı, devlet üniversitesi hastanesinde ilgili üniversitedir. İdare tazminatı ödedikten sonra hekime rücu edip etmeyeceğine Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir.
Onam formunu imzaladım, yine de dava açabilir miyim?
Evet, imzalı form tek başına davayı engellemez. Form yalnızca içinde anlatılan ve sözlü olarak da açıklanan riskleri kapsar; müdahalenin tıp kurallarına uygun yapılmadığı durumlarda onam hekimi korumaz. Matbu, kişiye özgü olmayan veya ameliyattan hemen önce imzalatılan formların geçerliliği tartışmalıdır. Formdaki her türlü sorumluluğu kaldıran kayıtlar da TBK m. 115 uyarınca hükümsüzdür.
Malpraktis davası ne kadar sürer?
Kanunda bir süre öngörülmemiştir. Süreyi en çok bilirkişi incelemesi belirler; Adli Tıp Kurumu ya da üniversite heyetinden rapor alınması, raporlar çelişirse yeni rapor istenmesi aylar sürebilir. İdari yargıda idareye başvuru aşaması, özel hastanede zorunlu arabuluculuk aşaması dava öncesine eklenir. İstinaf ve temyiz incelemesi de toplam süreyi uzatır.
Hastane hasta dosyamı vermezse ne yapmalıyım?
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16 uyarınca dosyanızı ve kayıtlarınızı inceleme ve bir suretini alma hakkınız vardır. Önce hastanenin hasta hakları birimine yazılı başvuru yapın. Kamu hastanesinde Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, her hastanede kişisel verilere ilişkin başvuru hakkı da kullanılabilir. Dosyanın değiştirilmesinden veya kaybolmasından endişe ediliyorsa mahkemeden delil tespiti istenebilir.
Ceza davasının sonucunu beklemek gerekir mi?
Gerekmez. Tazminat davası ceza davasından bağımsız açılabilir ve hukuk hâkimi kusur konusunda ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir (TBK m. 74). Ceza dosyasının sonucunu beklerken tazminat ve idareye başvuru sürelerini kaçırmak, malpraktis dosyalarında en sık görülen hak kayıplarından biridir. Ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ise hukuk davasında delil olarak kullanılabilir.
Özel hastaneye dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Özel hastane ve serbest hekimle hasta arasındaki ilişki tüketici işlemi sayıldığından, tüketici mahkemesinde görülecek tazminat davalarında önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Arabulucu başvuruyu kural olarak üç haftada sonuçlandırır; bu sürede zamanaşımı durur. Kamu hastanelerine karşı açılan tam yargı davalarında arabuluculuk yoktur, bunun yerine idareye başvuru şartı vardır.
Malpraktis davası açmak için avukat şart mı?
Kanunen zorunlu değildir; dava kişinin kendisi tarafından da açılabilir. Ancak davalının ve görevli mahkemenin yanlış seçilmesi, idareye başvuru veya arabuluculuk aşamasının atlanması ve bilirkişi raporuna iki haftalık sürede itiraz edilmemesi davanın sonucunu doğrudan etkiler. Tıbbi kayıtların okunması ve uzman görüşü alınması gereken dosyalarda hukuki değerlendirme yapılması yararlıdır.