Çorlu Miras Avukatı
"Mirasçılık belgesi, mirasın reddi, miras paylaşımı ve ortaklığın giderilmesi, vasiyetname, tenkis ve muris muvazaası davaları."
Bir yakınınızı kaybettikten sonra Çorlu miras avukatı arayışının ardında çoğunlukla üç soru vardır: mirasçılar kim ve payları ne kadar, miras borçlu mu, mirasçılardan biri mal kaçırıldığını düşünüyorsa ne yapılabilir. Mirasçılık belgesi notere veya sulh hukuk mahkemesine başvurularak alınır. Borca batık bir mirası reddetmek için ölümü öğrendiğiniz tarihten itibaren üç ay süreniz vardır. Saklı payı korumaya yönelik tenkis davası ve vasiyetnamenin iptali davası öğrenmeden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Muris muvazaasına (mirastan mal kaçırmaya) dayanan tapu iptali davası ise Yargıtay uygulamasına göre zamanaşımına bağlı değildir.
Çorlu Adliyesi’nde ret beyanı, mirasçılık belgesi, tereke işleri ve paylaşma davaları sulh hukuk mahkemelerinde; tenkis, vasiyetnamenin iptali, muris muvazaası ve miras sebebiyle istihkak davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Aşağıda mirasın açılmasından paylaşımın tapuya işlenmesine kadar her aşamayı süreleri, görevli mahkemesi ve gerekli belgeleriyle anlatıyoruz.
Çorlu miras avukatı hangi işlerde yardımcı olur?
Miras işleri iki gruba ayrılır. Birinci grup, karşı taraf olmadan yürüyen çekişmesiz işlerdir: mirasçılık belgesi alınması, mirasın reddi beyanı, terekenin (ölen kişiden kalan mal, hak ve borçların bütünü) tespiti ve korunması, vasiyetnamenin açılması, resmî defter tutulması ve miras ortaklığına temsilci atanması. Bu işlerin çoğu sulh hukuk mahkemesinde, bir kısmı noterde yapılır.
İkinci grup, mirasçılar arasında veya mirasçılarla üçüncü kişiler arasında çıkan davalardır:
- Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) ve miras paylaşımı davası
- Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptali ve tescil davası
- Saklı payın korunması için tenkis davası
- Vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin iptali davası
- Mirasçılık belgesinin iptali davası
- Miras sebebiyle istihkak davası
- Mirasın hükmen reddinin tespiti davası
- Sağ kalan eşin açtığı mal rejiminin tasfiyesi davası
Miras işlerinde avukat tutmak zorunlu mu?
Hayır. Mirasçılık belgesini, ret beyanını veya bir davayı kendiniz takip edebilirsiniz. Ancak miras işlerindeki sürelerin büyük kısmı hak düşürücüdür: üç aylık ret süresi ya da tenkiste bir yıllık süre kaçırıldığında hak geri gelmez. Bir mirasçının tereke malını satması, kiraya vermesi veya borç tahsil etmesi gibi davranışlar da reddi imkânsız hâle getirebilir. Bu yüzden, özellikle borç ihtimali varsa, ilk adımı atmadan önce durumunuzu bir Çorlu miras avukatı ile değerlendirmeniz sonradan düzeltilemeyecek hatayı önler.
Yasal mirasçılar kimdir ve miras nasıl paylaşılır?
Yasal mirasçılar, vasiyetname olmasa da kanun gereği mirasçı olan kişilerdir: miras bırakanın kan hısımları, sağ kalan eşi ve evlatlığı. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) kan hısımlarını üç zümreye ayırır. Önceki zümrede tek bir mirasçı bile varsa sonraki zümre mirastan pay alamaz. Hiç mirasçı yoksa miras Devlete geçer (TMK m. 501).
Zümre sistemi
- Birinci zümre, miras bırakanın altsoyudur: çocuklar, torunlar ve onların çocukları (TMK m. 495). Çocuklar eşit pay alır. Miras bırakandan önce ölmüş bir çocuğun payı, halefiyet yoluyla onun çocuklarına geçer.
- İkinci zümre, ana ve baba ile onların altsoyudur (m. 496). Ana ve baba eşit pay alır. Önce ölmüş olanın payı kendi altsoyuna, yani miras bırakanın kardeşlerine ve yeğenlerine geçer. Bir tarafta hiç mirasçı yoksa bütün miras diğer tarafa kalır.
- Üçüncü zümre, büyükana ve büyükbabalar ile onların altsoyudur: amca, hala, dayı, teyze ve çocukları (m. 497). Sağ kalan eş varsa bu zümrede yalnız büyükana ve büyükbabalar ile onların çocukları mirasçı olur; kuzenlere pay düşmez.
Zümre dışındaki akrabalar, örneğin eşin kardeşleri veya kayınpeder, yasal mirasçı değildir. Boşanmış eşler de birbirine mirasçı olamaz; boşanma davası sürerken eşlerden biri ölürse ve mirasçılardan biri davaya devam edip sağ kalan eşin kusurunu ispatlarsa, o eş de mirasçılığını kaybeder (TMK m. 181).
Eşin payı ve saklı paylar tablosu
Sağ kalan eş zümrelerin dışında ayrı bir yasal mirasçıdır ve birlikte mirasçı olduğu zümreye göre pay alır (TMK m. 499). Saklı pay ise miras bırakanın vasiyetname veya bağışla ortadan kaldıramayacağı asgari paydır (m. 506). Aşağıdaki tablo her iki oranı birlikte gösterir; oranlar terekenin tamamına göredir.
| Geride kalanlar | Eşin yasal payı | Diğerlerinin yasal payı | Eşin saklı payı | Diğerlerinin saklı payı | Serbestçe bırakılabilen kısım |
|---|---|---|---|---|---|
| Eş ve çocuklar | 1/4 | 3/4 (çocuklar eşit) | 1/4 | 3/8 (çocuklar eşit) | 3/8 |
| Eş, ana ve baba | 1/2 | Ana 1/4, baba 1/4 | 1/2 | Ana 1/16, baba 1/16 | 3/8 |
| Eş ve kardeşler (ana-baba önce ölmüş) | 1/2 | 1/2 | 1/2 | Yok | 1/2 |
| Eş ve büyükana-büyükbaba ya da amca, hala, dayı, teyze | 3/4 | 1/4 | 9/16 | Yok | 7/16 |
| Yalnız eş | Tamamı | - | 3/4 | - | 1/4 |
| Yalnız çocuklar | - | Tamamı | - | 1/2 | 1/2 |
| Yalnız ana ve baba | - | Ana 1/2, baba 1/2 | - | Ana 1/8, baba 1/8 | 3/4 |
| Yalnız kardeşler veya üçüncü zümre | - | Tamamı | - | Yok | Tamamı |
Evlatlık, evlilik dışı çocuk ve ana rahmindeki çocuk
Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur; evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder (TMK m. 500). Buna karşılık evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamaz. Evlilik dışında doğan çocuk, babasıyla soybağı tanıma veya mahkeme kararıyla kurulmuşsa evlilik içi çocukla aynı payı alır (m. 498). Soybağı kurulmamışsa önce babalık davası gündeme gelir.
Ana rahmindeki çocuk, sağ doğmak koşuluyla mirasçıdır (m. 582). Bu durumda paylaşma doğuma kadar ertelenir; anne muhtaçsa doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden karşılanmasını isteyebilir (m. 643). Mirasın açıldığı anda sağ olan bir mirasçı sonradan ölürse, onun payı kendi mirasçılarına geçer (m. 580).
Saklı pay ve tasarruf nisabı nasıl hesaplanır?
Tasarruf nisabı, miras bırakanın vasiyetname, miras sözleşmesi veya bağışla serbestçe bırakabileceği kısımdır. Saklı paylı mirasçıları olan kişi yalnız bu kısımda serbesttir (TMK m. 505). Saklı pay oranları altsoy için yasal payın yarısı, ana ve babadan her biri için dörtte biridir. Sağ kalan eşin saklı payı, altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı, diğer hâllerde dörtte üçüdür (m. 506). Kardeşlerin saklı payı, 2007’de 5650 sayılı Kanunla kaldırılmıştır.
Hesap, ölüm günündeki terekeye göre yapılır. Önce borçlar, cenaze giderleri, mühürleme ve yazım giderleri ile miras bırakanla birlikte yaşayıp onun bakımında olanların üç aylık geçim giderleri düşülür (m. 507). Sonra tenkise tabi bağışlar terekeye eklenir (m. 508). Miras bırakanın üçüncü kişi lehine yaptırdığı hayat sigortasında, sigorta alacağının ölüm anındaki satın alma değeri de hesaba katılır (m. 509).
Örnek (varsayımsal): Net terekesi 5.000.000 TL olan bir kişi eşi ve iki çocuğunu bırakıyor ve vasiyetnameyle bütün mallarını büyük çocuğuna bırakıyor. Eşin saklı payı yasal payının tamamı olan 1/4, yani 1.250.000 TL’dir. Küçük çocuğun yasal payı 3/8, saklı payı bunun yarısı olan 3/16, yani 937.500 TL’dir. Büyük çocuğun saklı payı da aynı tutardadır. Serbestçe bırakılabilen kısım 3/8, yani 1.875.000 TL olur. Vasiyetname bu sınırı aştığı ölçüde eş ve küçük çocuk tenkis davası açabilir.
Sağ kalan eş: önce mal rejimi, sonra miras payı
Eşlerden biri ölünce iki ayrı hesap yapılır ve sıralama sonucu değiştirir. Evlilik mal rejimi ölümle sona erer (TMK m. 225). Eşler aksini sözleşmeyle kararlaştırmadıysa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma uygulanır ve sağ kalan eş, ölen eşin edinilmiş mallarından borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısını katılma alacağı olarak ister (m. 236). Bu alacak terekenin borcudur; miras ancak bu borç ödendikten sonra kalan değer üzerinden paylaşılır.
Varsayımsal sayısal örnek
Ölen eşin adına evlilik içinde maaşıyla alınmış 4.000.000 TL değerinde bir ev ve 1.000.000 TL birikim var; babasından kalan 2.000.000 TL değerindeki tarla ise kişisel malıdır. Sağ kalan eşin adına evlilikte edinilmiş 1.000.000 TL birikim vardır. Borç yoktur, iki çocuk vardır.
- Ölen eşin artık değeri 5.000.000 TL, sağ kalan eşinki 1.000.000 TL’dir. Tarla miras yoluyla geldiği için kişisel maldır ve hesaba girmez (m. 220).
- Sağ kalan eşin alacağı 2.500.000 TL, terekenin ona karşı alacağı 500.000 TL’dir. Alacaklar takas edilir; eş terekeden net 2.000.000 TL katılma alacağı alır.
- Tereke: 7.000.000 TL eksi 2.000.000 TL, yani 5.000.000 TL.
- Bu terekeden eş 1/4 (1.250.000 TL), çocuklar 3/8’er (1.875.000’er TL) miras payı alır.
Sonuçta eş, kendi birikimine ek olarak ölen eşten 3.250.000 TL değer alır. Katılma alacağı unutulup doğrudan miras payı hesaplansaydı eşin payı 1.750.000 TL’de kalacaktı. Değer artış payı, 1 Ocak 2002 öncesi evlilik dönemi ve kişisel mal ile edinilmiş mal ayrımı hesabı değiştirebilir; ayrıntılar için aile hukuku sayfamızdaki mal paylaşımı bölümüne bakabilirsiniz. Mal rejiminin ölümle tasfiyesine ilişkin dava aile mahkemesinde görülür; Çorlu Adliyesi’nde üç aile mahkemesi vardır.
Aile konutu ve ev eşyası sağ kalan eşe verilebilir mi?
Evet. Sağ kalan eş, birlikte yaşadıkları konut ve ev eşyası üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 652). Haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı da tanınabilir. Mal rejimi tarafında da benzer bir hak vardır: eş, konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı isteyebilir (m. 240). Konutun değeri eşin payını aşarsa fark diğer mirasçılara parayla ödenir. Miras bırakanın mesleğini sürdüren bir altsoya gerekli olan bölümlerde (dükkân, atölye gibi) bu hak kullanılamaz.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ve terekenin tespiti
Mirasçılık belgesi, kimlerin mirasçı olduğunu ve paylarını gösteren resmî belgedir. Tapuda intikal, banka hesabının kapatılması, araç devri ve dava açmak için gerekir. Belge, mirasçılardan birinin başvurusu üzerine noter veya sulh hukuk mahkemesi tarafından verilir (TMK m. 598). Mirasçılardan birinin başvurusu yeterlidir; diğerlerinin imzası aranmaz.
Çorlu veraset avukatı ne zaman gerekir?
Nüfus kayıtları açıksa noterden kısa sürede belge alınabilir. Noter şu hâllerde belge veremez: yargılama yapılmasını gerektiren durumlar, nüfus kayıtlarının yetersiz olması ve belgenin yabancılar tarafından istenmesi (1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 71/B). Vasiyetnameyle atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı için belge yalnız sulh hukuk mahkemesinden alınır; mirasçılara bildirimden itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse verilir (m. 598/2). Evlilik dışı çocuk, nüfusta görünmeyen evlatlık, yurt dışında yaşayan mirasçı veya mirasçılardan birinin gaipliği gibi durumlarda başvurunun sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekir. Bu dosyalarda bir Çorlu veraset avukatı, nüfus kayıtlarındaki eksikliği giderecek belge ve delilleri başvuruya ekler.
Yanlış veya eksik düzenlenmiş belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir (m. 598/3). Noterin verdiği belgeye karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz edilebilir (Noterlik Kanunu m. 71/C). Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi ise çekişmeli bir davadır ve Yargıtay uygulamasına göre asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu davada mirasçılardan her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (6100 sayılı HMK m. 11/3).
e-Devlet’ten mirasla ilgili sorgulama
Mirasçılık belgesi e-Devlet’te düzenlenmez, ancak sorgulamalar e-Devlet’ten yapılabilir. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği’nin “Veraset İlamı Sorgulama” hizmetleri, mirasçısı olduğunuz belgeleri gösterir. “Mirasçısı Olduğunuz Kişi Adına” başlıklı hizmetlerle ölen kişinin tapu kayıtları, adına tescilli araçlar, mevduat hesabı bulunan bankalar, yatırım hesapları, bireysel emeklilik sözleşmeleri, hukuk ve icra dosyaları ile abonelik borçları görülebilir. Ret kararını vermeden önce terekenin mallarını ve borçlarını bu kayıtlardan çıkarabilirsiniz.
Terekenin korunması, yazımı ve resmen yönetimi
Mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya kendiliğinden terekeyi korumak için gerekli önlemleri alır: yazım (envanter), mühürleme, resmen yönetim ve vasiyetnamelerin açılması (TMK m. 589). Mirasçılardan biri ölüm tarihinden itibaren bir ay içinde isterse sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir (m. 590). Mirasçılar arasında kısıtlı biri varsa veya mirasçılardan biri uzun süredir bulunamıyorsa defter kendiliğinden tutulur.
Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa veya biri uzun süredir ortada yoksa sulh hâkimi terekenin resmen yönetilmesine karar verir (m. 592). Mirasçılar anlaşamıyorsa, birinin talebi üzerine sulh hukuk mahkemesi paylaşmaya kadar miras ortaklığına bir temsilci atayabilir (m. 640). Bu yol, kira gelirlerinin tek mirasçı tarafından toplandığı veya tereke işletmesinin yönetilemediği durumlarda kullanılır. Ölen kişinin bankadaki kiralık kasası, sulh hâkiminin yapacağı tespit dışında, vergi dairesinin yetkili memuru hazır bulunmadan açılamaz (7338 sayılı Kanun m. 23).
Mirasın reddi, resmî defter ve tereke borçları
Mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kendiliğinden kazanır ve borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m. 599). Birden çok mirasçı varsa tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (m. 641): alacaklı borcun tamamını, payına bakmaksızın mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir; ödeyen mirasçı diğerlerine rücu eder (m. 682). Bu sorumluluk paylaşmadan sonra da beş yıl sürer (m. 681).
Mirasın reddi nasıl yapılır?
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası üç ay içinde reddedebilir (m. 605, 606). Süre yasal mirasçı için ölümü öğrendiği tarihten, mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat ederse o tarihten başlar. Vasiyetnameyle atanmış mirasçı için başlangıç, tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarihtir. Terekenin koruma amacıyla yazımı yapılmışsa süre, yazımın bittiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlar (m. 607).
Ret, sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız şartsız olmalıdır (m. 609). Beyan, mirasın açıldığı yerdeki sulh hukuk mahkemesinin özel kütüğüne yazılır; isteyen mirasçıya reddi gösteren belge verilir. Önemli sebep varsa sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni süre verebilir (m. 615).
Ret hakkını kaybettiren davranışlar kanunda sayılmıştır: süre dolmadan tereke işlerine karışmak, olağan yönetimi aşan işlem yapmak, tereke mallarını gizlemek veya kendine maletmek (m. 610). Ölen kişinin aracını satmak, hesabından para çekip harcamak ya da kira alacağını tahsil edip kullanmak bu kapsamda değerlendirilebilir. Cenazenin kaldırılması ve malların korunması gibi zorunlu işler ise reddi engellemez. Zamanaşımını kesmek için dava açmak veya icra takibi yapmak da ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Reddedenin payı, o kişi miras açıldığında sağ değilmiş gibi hak sahiplerine, örneğin kendi çocuklarına geçer (m. 611). Bu yeni mirasçılar için üç aylık süre, önceki mirasçıların reddettiğini öğrendikleri tarihten başlar (m. 608). Altsoyun tamamı reddederse payları sağ kalan eşe geçer (m. 613). En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse miras, sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; artan değer olursa reddedenlere verilir (m. 612).
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklıları ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini dava edebilir (m. 617). Borca batık bir mirası reddeden mirasçı da ölümden önceki beş yıl içinde miras bırakandan aldığı ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacağı değerler ölçüsünde alacaklılara karşı sorumludur (m. 618).
Ölen kişinin konut veya ihtiyaç kredisine bağlı hayat sigortası varsa, sigortacının ödemeyi reddetmesi bankanın borcu mirasçılardan istemesine yol açabilir. Ret süresi bu itiraz sürerken de işlediğinden iki konu birlikte değerlendirilmelidir; sigortacının ret gerekçeleri sigorta hukuku sayfamızda anlatılıyor.
Hükmen ret: tereke borca batıksa
Miras bırakanın ölüm tarihinde borç ödemeden aczi açıkça belliyse veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Buna hükmen ret denir ve üç aylık süreye bağlı değildir. Mirasçı, terekenin borca batık olduğunun tespiti için asliye hukuk mahkemesinde alacaklılara karşı dava açabilir veya bu durumu alacaklının takibine karşı savunma olarak ileri sürebilir.
Yargıtay uygulamasında hükmen retten yararlanabilmek için mirasçının terekeye el atmamış, yani mirası benimseyen bir davranışta bulunmamış olması aranır. İspat, ölüm tarihindeki aktif ve pasif üzerinden yapılır: tapu ve araç kayıtları, banka bakiyeleri, icra dosyaları, kredi ve kefalet borçları bilirkişi incelemesiyle karşılaştırılır.
Resmî defter ve resmî tasfiye
Borçların gerçek boyutu bilinmiyorsa ret ile kabul arasında üçüncü bir yol vardır: resmî defter. Mirası reddetme hakkı olan her mirasçı, bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir; bir mirasçının istemi diğerleri için de etkilidir (TMK m. 619). Mahkeme alacaklıları ve borçluları bir ay arayla iki kez yapılan ilanla çağırır; bildirim süresi ikinci ilandan itibaren en az bir aydır (m. 621). Defter tutulurken miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz ve zamanaşımı işlemez (m. 625).
Defter kesinleşince her mirasçı bir ay içinde mirası reddettiğini, resmî tasfiye istediğini, deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini bildirir. Hiç beyanda bulunmayan mirasçı mirası deftere göre kabul etmiş sayılır (m. 626, 627). Deftere göre kabulde mirasçı yalnız deftere yazılan borçlardan sorumludur; alacağını süresinde yazdırmayan alacaklıya karşı sorumlu olmaz (m. 628, 629). Resmî tasfiyede ise mirasçılar tereke borçlarından hiç sorumlu olmaz, ancak mirasçılardan biri mirası kabul ederse tasfiye istemi dikkate alınmaz (m. 632).
| Karşılaştırma | Mirasın reddi | Kayıtsız şartsız kabul | Resmî defter ve deftere göre kabul | Resmî tasfiye |
|---|---|---|---|---|
| Süre | Öğrenmeden itibaren 3 ay (m. 606) | Ayrı işlem gerekmez, ret süresi dolunca gerçekleşir | Talep 1 ay (m. 619), defterden sonra beyan 1 ay (m. 626) | Ret veya kabul yerine istenir (m. 632) |
| Başvuru yeri | Sulh hukuk mahkemesi | - | Sulh hukuk mahkemesi | Sulh hukuk mahkemesi |
| Borç sorumluluğu | Yok (m. 618 istisnası saklı) | Bütün borçlar, kişisel malvarlığıyla ve müteselsilen | Yalnız deftere yazılan borçlar | Mirasçı sorumlu olmaz |
| Mirastan pay | Yok | Tam pay | Tam pay | Tasfiyeden artan değer |
| Uygun olduğu durum | Borcun mal varlığını açıkça aştığı tereke | Borçsuz olduğu bilinen tereke | Borç durumu belirsiz tereke | Hiçbir mirasçının kabul etmediği, alacak ve borcu karışık tereke |
Tereke borcu için icra takibi
Terekenin borçları için ölüm günüyle birlikte üç gün takip yapılmaz; mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse ret süreleri dolana kadar takip geri kalır (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 53). Takip sürerken borçlu ölmüşse ve tereke paylaşılmamışsa takip terekeye karşı devam eder; mirasçının kendi malvarlığına yönelmesi ise ancak rehnin paraya çevrilmesi veya haciz yoluyla mümkündür. Mirasçılara gönderilen ödeme emrine itiraz süreleri ve takip türleri için icra hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Miras paylaşımı: anlaşma, arabuluculuk ve dava
Paylaşma yapılana kadar mirasçılar arasında miras ortaklığı vardır ve tereke mallarına elbirliğiyle sahiptirler (TMK m. 640). Bu, hiçbir mirasçının tek başına tereke malını satamayacağı, banka hesabını kapatamayacağı veya taşınmazı kiraya veremeyeceği anlamına gelir. Her mirasçı, sözleşme veya kanunla ortaklığı sürdürmekle yükümlü değilse her zaman paylaşma isteyebilir (m. 642). Paylaşmanın hemen yapılması malın değerini önemli ölçüde düşürecekse sulh hâkimi paylaşmayı erteleyebilir.
Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi
Tam paylaşma yerine ara bir çözüm, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürmektir. Bir mirasçı bunu istediğinde sulh hâkimi diğer mirasçılara itirazlarını sorar; haklı bir itiraz gelmez veya belirlenen sürede paylaşma davası açılmazsa dönüşüme karar verir (TMK m. 644). Mirasçıların tamamı anlaşırsa aynı işlem paylaşma sözleşmesiyle de yapılabilir (m. 676). Paylı mülkiyette her mirasçı, diğerlerinin onayı olmadan kendi payını satabilir veya rehnedebilir; ancak üçüncü kişiye satışta diğer paydaşların önalım hakkı doğar.
Anlaşmalı paylaşma (rızai taksim)
Mirasçılar anlaşırsa paylaşma, bir paylaşma sözleşmesiyle yapılır ve sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK m. 676). Payların fiilen alınması da mirasçıları bağlar. Mirasçılar arasında miras payının devri yazılı yapılır; payın üçüncü kişiye devri ise noterde düzenlenmelidir (m. 677). Henüz açılmamış bir miras hakkında, miras bırakanın katılımı veya izni olmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir (m. 678). Paylaşmadan sonra mirasçılar, kendilerine düşen mallar için birbirlerine karşı satıcı gibi sorumludur (m. 679). Anlaşmalı paylaşmada da metni bir Çorlu miras paylaşımı avukatına kontrol ettirmek, tereke borçlarının ve vergi yükünün kime ait olacağının yazılmamasından doğan rücu tartışmalarını önler (m. 682).
Tarım arazilerinde 5403 sayılı Kanun’daki bölünme sınırları ve Tarım ve Orman Bakanlığı izni paylaşmanın biçimini belirler. Mirasçılar anlaşırsa devir işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanır; Çorlu ve çevresindeki hisseli tarlalara ilişkin ayrıntılar gayrimenkul hukuku sayfamızda yer alıyor.
Çorlu miras paylaşımı avukatı hangi yolu izler?
Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi (paylaştırma) davası açılır; ancak öncesinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B). Başvuru Çorlu Adliyesi’ndeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. Arabuluculukta anlaşılırsa taşınmaza ilişkin anlaşma belgesi için taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınır. Şerhten sonra taraflardan biri, ayrıca resmî senet düzenlenmeden tapu müdürlüğünden tescil isteyebilir.
Anlaşma olmazsa dava, değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4). Bütün mirasçıların davada taraf olması gerekir ve mahkeme mirasçılık belgesini dosyaya ister. Hâkim önce malların aynen paylaştırılmasına bakar; mümkünse her taşınmazı bütün olarak bir mirasçıya verir ve değer farkını para ödenmesiyle denkleştirir (TMK m. 642). Bölünmesi değer kaybına yol açacak mal bir mirasçıya özgülenir; bunda da anlaşma olmazsa satılır ve bedel paylaştırılır (m. 651). Mirasçılardan biri isterse satış artırmayla yapılır; artırmanın yalnız mirasçılar arasında mı yoksa herkese açık mı yapılacağına hâkim karar verir.
Mirasçılardan biri tereke taşınmazını tek başına kullanıyor veya kira gelirini topluyorsa diğer mirasçılar ecrimisil (haksız kullanım tazminatı) isteyebilir. Paydaşlar arasında bu talep için Yargıtay uygulamasında kural olarak önce kullanımın engellendiğinin ortaya konması veya ihtar aranır; ayrıntısı gayrimenkul sayfamızdaki ecrimisil bölümündedir.
Vasiyetname, miras sözleşmesi ve mirastan feragat
Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra malvarlığının nasıl paylaşılacağını tek taraflı olarak belirlediği ölüme bağlı tasarruftur. Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmak yeterlidir (TMK m. 502). Miras sözleşmesi için ise ergin olmak ve kısıtlı bulunmamak gerekir (m. 503). Kanun üç vasiyetname şekli tanır ve şekle uyulmaması iptal sebebidir.
Vasiyetname türleri ve şekil şartları
- Resmî vasiyetname, sulh hâkimi, noter veya kanunla yetkili bir memur tarafından iki tanığın katılmasıyla düzenlenir (m. 532). Miras bırakan metni okuyup imzalar, memur tarih atarak imzalar; tanıklar miras bırakanın beyanının önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini yazıp imzalar (m. 533, 534). Tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilmesi gerekmez. Miras bırakanın eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve bunların eşleri tanık olamaz (m. 536).
- El yazılı vasiyetname, başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmalı, yıl, ay ve gün gösterilerek imzalanmalıdır (m. 538). Bilgisayarda yazılıp yalnız imzalanan metin el yazılı vasiyetname sayılmaz. Saklanmak üzere notere veya sulh hâkimine bırakılabilir.
- Sözlü vasiyet, yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlarda yapılır: son arzular iki tanığa anlatılır, tanıklar bunu yazıp vakit geçirmeden mahkemeye verir (m. 539, 540). Miras bırakan için diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağı doğduktan bir ay sonra sözlü vasiyet hükümsüz kalır (m. 541).
Miras bırakan, kanuni şekillerden birine uyarak yeni vasiyetname yapmak veya eskisini yok etmek suretiyle vasiyetinden her zaman dönebilir (m. 542-544). Ölümden sonra vasiyetnameyi bulan veya saklayan kişi, geçerli olup olmadığına bakmadan hemen sulh hâkimine teslim etmek zorundadır (m. 595). Sulh hâkimi vasiyetnameyi teslimden itibaren bir ay içinde açar, ilgililere okur ve ilgili bölümlerini tebliğ eder (m. 596, 597). Vasiyetnameyle kendisine belirli bir mal bırakılan kişinin dava hakkı, öğrenmesinden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar (m. 602).
Miras sözleşmesi, mirastan feragat ve ölünceye kadar bakma
Miras sözleşmesi, vasiyetnameden farklı olarak iki taraflıdır ve miras bırakan tek başına dönemez. Geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde, tarafların arzularını resmî memura aynı anda bildirip iki tanık önünde imzalamasıyla yapılması gerekir (TMK m. 545). Miras bırakan bu sözleşmeyle mirasını veya belirli bir malını sözleşmenin karşı tarafına bırakmayı üstlenebilir (m. 527).
Mirastan feragat sözleşmesinde mirasçı, karşılık alarak veya almadan mirasçılıktan vazgeçer ve mirasçılık sıfatını kaybeder (m. 528). Karşılıklı feragat, sözleşmede aksi yazılmadıkça feragat edenin altsoyunu da bağlar. Feragat edene sağlığında tasarruf nisabını aşan değerler verilmişse diğer mirasçılar bunun tenkisini isteyebilir (m. 573).
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu, bir malvarlığı değeri karşılığında bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı üstlenir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 611). Sözleşme, mirasçı atanması içermese bile miras sözleşmesi şeklinde yapılmalıdır (TBK m. 612). Bu sözleşme mirasçılardan mal kaçırmak için de kullanılabildiğinden muris muvazaası bölümünde ayrıca ele alıyoruz.
Tenkis, vasiyetnamenin iptali, ıskat ve mirastan yoksunluk
Vasiyetname veya bağışlar bir mirasçının aleyhine sonuç doğuruyorsa üç ayrı yol vardır ve yanlış yolun seçilmesi süre kaybına yol açar. Vasiyetnamenin iptali tasarrufu tamamen ortadan kaldırır. Tenkis yalnız saklı payı aşan kısmı indirir. Muris muvazaası ise görünürdeki satışın geçersizliğini ileri sürer. Uygulamada bu talepler çoğu zaman aynı davada sıralı (terditli) olarak ileri sürülür.
Tenkis davası
Tenkis davası, saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, miras bırakanın tasarruf nisabını aşan tasarruflarının indirilmesini istediği davadır (TMK m. 560). Vasiyetname ve miras sözleşmesiyle yapılan kazandırmaların yanında şu sağlararası kazandırmalar da tenkise tabidir (m. 565):
- Miras payına mahsuben yapılan ve geri verilmeyecek devirler, alışılmışın dışındaki çeyiz ve kuruluş sermayesi
- Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar
- Serbestçe dönme hakkı saklı tutularak yapılan bağışlar ile ölümden önceki bir yıl içinde, âdet üzere verilen hediyeler dışında yapılan bağışlar
- Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar
Tenkis önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılır; yetmezse sağlararası kazandırmalardan en yenisinden en eskisine doğru gidilir (m. 570). Dava hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer (m. 571). Tenkis, savunma olarak her zaman ileri sürülebilir. Dava asliye hukuk mahkemesinde ve miras bırakanın son yerleşim yerinde açılır.
Vasiyetnamenin iptali davası
Bir ölüme bağlı tasarruf dört sebeple iptal edilebilir (TMK m. 557): miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, içeriğin veya koşulların hukuka ya da ahlaka aykırılığı ve şekle uyulmaması. Ehliyetsizlik iddiasında vasiyetname tarihindeki sağlık kayıtları ve Adli Tıp raporu belirleyicidir. Davayı tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açabilir (m. 558).
İptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Her hâlde vasiyetnamenin açılmasından, diğer tasarruflarda mirasın geçmesinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçince dava hakkı düşer (m. 559). Hükümsüzlük, savunma yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat)
Miras bırakan, saklı paylı mirasçısını iki sebeple ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarabilir: mirasçının miras bırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi (TMK m. 510). Çıkarma sebebi tasarrufta yazılmış olmalıdır. Çıkarılan kişi itiraz ederse sebebin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebep ispatlanamazsa tasarruf, çıkarılanın saklı payı dışında uygulanır (m. 512).
Mirasçılıktan çıkarılan kişi mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz; payı, aksi belirtilmedikçe onun altsoyuna geçer ve altsoyu saklı payını isteyebilir (m. 511). Hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoy, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarılabilir; bu yarının çıkarılanın çocuklarına özgülenmesi şarttır (m. 513).
Mirastan yoksunluk
Mirastan yoksunluk, bir tasarrufa gerek kalmadan kanun gereği doğar. Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden, onu sürekli olarak vasiyet yapamayacak duruma getiren, vasiyet yapmasını veya vasiyetten dönmesini aldatma, zorlama ya da korkutmayla sağlayan veya engelleyen ve yeniden yapılamayacak bir vasiyetnameyi kasten yok eden kişi mirasçı olamaz (TMK m. 578). Miras bırakan affederse yoksunluk kalkar. Yoksunluk yalnız yoksun olanı etkiler; altsoyu, o kişi önceden ölmüş gibi mirasçı olur (m. 579).
Muris muvazaası: mirastan mal kaçırma davası
Muris muvazaası, miras bırakanın bir mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışladığı tapulu taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma gibi bedelli bir işlem olarak göstermesidir. Görünürdeki satış tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı, gizlenen bağış da resmî şekilde yapılmadığı için işlem geçersizdir.
01.04.1974 tarihli ve 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre saklı paylı olsun olmasın her mirasçı bu işlemin iptalini isteyebilir. Tenkis davasını yalnız saklı paylı mirasçılar açabildiği için kardeşler ve diğer zümre mirasçıları açısından muvazaa davası çoğu zaman tek yoldur. Davacı, kural olarak miras payı oranında tapu iptali ve tescil ister; dava açmak için diğer mirasçıların katılması gerekmez.
Muris muvazaasının şartları
- Miras bırakana ait, tapuya kayıtlı bir taşınmaz devredilmiş olmalıdır. Para, araç veya şirket payı gibi mallarda bu içtihat uygulanmaz; bu mallar için genel muvazaa hükümleri ve tenkis gündeme gelir.
- Devir, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma gibi bedelli bir işlem olarak gösterilmiş olmalıdır.
- Miras bırakanın gerçek iradesi bağış olmalıdır.
- İşlemin amacı mirasçılardan mal kaçırmak olmalıdır.
Tapuda açıkça bağış olarak yapılmış bir devir muvazaa davasına konu olmaz; çünkü gizlenen bir işlem yoktur. Bu durumda saklı payı zedelenen mirasçının yolu tenkis davasıdır ve bir yıllık süre işler.
Çorlu muris muvazaası avukatı hangi delilleri toplar?
Muvazaa çoğu zaman doğrudan belgeyle ispatlanamaz; mahkeme olayların bütününe bakar. Yargıtay uygulamasında değerlendirilen başlıca ölçütler şunlardır:
- Tapudaki satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark
- Miras bırakanın satış yapmayı gerektiren bir para ihtiyacının olup olmadığı
- Alıcının ödeme gücü ve bedelin gerçekten ödendiğini gösteren banka kaydı
- Miras bırakanın diğer mirasçılarla ilişkisi, bazı mirasçıları mirastan dışlama eğilimi ve yöresel alışkanlıklar
- Devrin ölümden ne kadar önce, kime ve hangi koşullarda yapıldığı
Mirasçılar, miras bırakanın işlemine göre üçüncü kişi sayıldığından muvazaayı tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Bir Çorlu muris muvazaası avukatı dava açmadan önce bu delillerin hangilerine ulaşılabileceğini belirler. Tapu arşivindeki satış belgeleri, aynı dönemde miras bırakanın ve alıcının banka hareketleri, emsal satış değerleri ve keşifte yapılacak değer tespiti bu davalarda en çok başvurulan delillerdir.
Dava süreci ve ölünceye kadar bakma
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre zamanaşımına veya hak düşürücü süreye bağlı değildir. Dava asliye hukuk mahkemesinde açılır; taşınmaz üzerindeki ayni hakkı değiştireceği için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12). Zorunlu arabuluculuk yoktur. Dava açılırken tapuya ihtiyati tedbir konulması istenebilir; aksi hâlde taşınmaz iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılırsa o kişinin kazanımı tapu siciline güven ilkesiyle korunur (TMK m. 1023) ve dava tazminata dönüşür.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi de muvazaalı olabilir. Yargıtay uygulamasında sözleşmenin gerçekten bakım amacıyla yapılıp yapılmadığına bakılır: bakım alacaklısının yaşı ve sağlık durumu, bakımın fiilen kim tarafından yapıldığı, devredilen malın değeri ile beklenen bakım arasındaki denge ve diğer mirasçıların bakıma katkısı incelenir. Bakım iradesi gerçek değilse muvazaa ilkeleri uygulanır. Tapu iptali davalarının genel çerçevesini gayrimenkul hukuku sayfamızda anlattık.
Miras sebebiyle istihkak ve denkleştirme
Miras sebebiyle istihkak davası, gerçek mirasçının, terekeyi veya bir tereke malını mirasçılık iddiasıyla ya da hiçbir hakka dayanmadan elinde bulunduran kişiye karşı açtığı davadır (TMK m. 637). Örneğin mirasçılık belgesinde yer almayan bir çocuk, belgedeki mirasçıların aldığı mallar için bu davayı açar. Hâkim aynı davada mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlığı da çözer ve tapuya şerh gibi koruma önlemleri alabilir.
Davalı, tereke malını zamanaşımıyla kazandığını ileri süremez (m. 638). Dava, iyiniyetli davalıya karşı davacının mirasçı olduğunu ve malın davalıda bulunduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıl, her hâlde ölümden veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içinde açılmalıdır; iyiniyetli olmayan davalıya karşı süre yirmi yıldır (m. 639). Dava asliye hukuk mahkemesinde, miras bırakanın son yerleşim yerinde görülür; terekedeki bir mal için malın yazım sırasında bulunduğu yerde de açılabilir (HMK m. 11).
Denkleştirme ise mirasçılar arasında eşitliği sağlar. Yasal mirasçılar, miras bırakandan miras paylarına mahsuben aldıkları karşılıksız kazandırmaları paylaşmada terekeye geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 669). Altsoya verilen çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri ve borçtan kurtarma, miras bırakan aksini açıkça belirtmedikçe denkleştirmeye tabidir. Mirasçı aldığını aynen geri verebilir veya değerini payından düşürtebilir (m. 671). Tenkisten farklı olarak denkleştirme için saklı payın zedelenmiş olması gerekmez.
Görevli mahkeme, yetki ve süreler
Çorlu miras avukatı arayan okurların en sık karıştırdığı konu, hangi işin hangi mahkemeye gittiğidir. Görev ayrımı basit bir kurala dayanır: karşı tarafı olmayan işler ve paylaşma davaları sulh hukuk mahkemesinde, mirasçılık sıfatını veya bir tasarrufun geçerliliğini tartışan davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür. Çorlu Adliyesi’nde üç sulh hukuk ve beş asliye hukuk mahkemesi bulunur. Mal rejiminin ölümle tasfiyesi ise aile mahkemesinin görevindedir.
| İşlem veya dava | Görevli yer | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Mirasçılık belgesi | Noter veya sulh hukuk | Süre yok | TMK m. 598 |
| Noter belgesine itiraz | Sulh hukuk | Süre yok | Noterlik K. m. 71/C |
| Mirasçılık belgesinin iptali | Asliye hukuk | Süre yok | TMK m. 598/3, HMK m. 2 |
| Terekenin defterinin tutulması | Sulh hukuk | Ölümden itibaren 1 ay | TMK m. 590 |
| Mirasın reddi beyanı | Sulh hukuk | Öğrenmeden itibaren 3 ay | TMK m. 606, 609 |
| Hükmen reddin tespiti | Asliye hukuk | Süre yok (Yargıtay uygulaması) | TMK m. 605/2 |
| Resmî defter | Sulh hukuk | 1 ay | TMK m. 619 |
| Alacaklıların resmî tasfiye istemi | Sulh hukuk | Ölüm veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 3 ay | TMK m. 633 |
| Ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma | Önce arabulucu, sonra sulh hukuk | Süre yok | HMK m. 4, HUAK m. 18/B |
| Elbirliğinin paylı mülkiyete çevrilmesi | Sulh hukuk | Süre yok | TMK m. 644 |
| Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi | Sulh hukuk | Paylaşma sırasında istenir | TMK m. 652 |
| Tenkis | Asliye hukuk | 1 yıl / 10 yıl | TMK m. 571 |
| Vasiyetnamenin iptali | Asliye hukuk | 1 yıl / 10 yıl / 20 yıl | TMK m. 559 |
| Vasiyet alacaklısının davası | Asliye hukuk | 10 yıl | TMK m. 602 |
| Muris muvazaası (tapu iptali ve tescil) | Asliye hukuk | Süre yok (Yargıtay uygulaması) | İBK 01.04.1974, 1974/1-2 |
| Miras sebebiyle istihkak | Asliye hukuk | 1 yıl / 10 yıl / 20 yıl | TMK m. 639 |
| Mal rejiminin ölümle tasfiyesi | Aile mahkemesi | 10 yıl (Yargıtay uygulaması) | TMK m. 225, 236 |
| Gaiplik kararı | Sulh hukuk | 1 yıl / 5 yıl beklenir | TMK m. 32, 33, HMK m. 383 |
Tekirdağ miras avukatı arayanlar için yetki ve istinaf
Terekenin paylaşılması, paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi, miras sebebiyle istihkak ve mirasçılar arasındaki tereke yönetimi davalarında miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11). Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak bütün davalar da bu mahkemede görülür. Kesin yetkide taraflar başka bir mahkemeyi yetkili kılamaz; yanlış yerde açılan dava, mahkemenin kendiliğinden vereceği yetkisizlik kararıyla zaman kaybettirir.
Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 12). Bu nedenle Çorlu’da yaşamış bir kişinin Çerkezköy’deki taşınmazı için açılacak muris muvazaası davası Çerkezköy’de, aynı kişinin vasiyetnamesine karşı açılacak tenkis davası ise Çorlu’da görülür. Çekişmesiz işlerde, kanunda aksi yoksa başvuranın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir (HMK m. 384); Çorlu’da oturan bir mirasçı, miras bırakan başka ilde ölmüş olsa da mirasçılık belgesini Çorlu sulh hukuk mahkemesinden isteyebilir.
Tekirdağ miras avukatı arayanlar için bilinmesi gereken nokta, yetkinin avukatın bürosuna göre değil, ölenin son yerleşim yerine ve taşınmazın bulunduğu yere göre belirlenmesidir. Çorlu’daki mahkemelerin kararlarına karşı istinaf incelemesini Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi yapar; temyiz, parasal sınır ve dava türüne göre Yargıtay’a taşınabilir.
Veraset ve intikal vergisi, tapuda intikal ve banka işlemleri
Veraset ve intikal vergisi, miras yoluyla geçen mallar üzerinden alınır ve 7338 sayılı Kanun’a tabidir. Beyanname, miras bırakanın ikametgâhının bulunduğu yer vergi dairesine verilir; mirasçılar tek tek veya birlikte beyanda bulunabilir (m. 6, 8). Yurt dışındaki mirasçılar beyannameyi Türkiye konsolosluklarına da verebilir.
Beyan süreleri ölümün ve mirasçıların bulunduğu yere göre değişir (m. 9):
- Ölüm Türkiye’de olmuş ve mirasçılar Türkiye’deyse ölüm tarihini izleyen dört ay içinde
- Ölüm Türkiye’de olmuş, mirasçı yurt dışındaysa altı ay içinde
- Ölüm yurt dışında olmuşsa mirasçının bulunduğu yere göre dört, altı veya sekiz ay içinde
- Gaiplikte, gaiplik kararının ölüm siciline kaydından itibaren bir ay içinde
2026 yılında evlatlıklar dahil çocuklar ve eşten her birine düşen miras payında 2.907.136 TL’ye kadar olan kısım vergiden istisnadır; çocuk yoksa eşin payı için istisna 5.817.845 TL’dir (Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliği Seri No: 57, RG 31.12.2025). İstisnayı aşan kısım için veraset yoluyla intikallerde oran yüzde 1’den başlayıp yüzde 10’a kadar çıkar. Taşınmazlar emlak vergisi değeriyle beyan edilir; miras bırakanın belgeli borçları ve cenaze giderleri matrahtan düşülür (m. 10, 12). İstisna tutarı aşılmasa da kanun beyanname vermeyi kural olarak zorunlu tutar (m. 7). Tahakkuk eden vergi üç yılda, her yıl mayıs ve kasım aylarında olmak üzere altı eşit taksitte ödenir (m. 19).
Tapuda intikal, yani taşınmazın mirasçılar adına elbirliği mülkiyetiyle tescili, vergi tahakkuku beklenmeden yapılır. Ancak taşınmaza düşen vergi tamamen ödenmedikçe satış veya devir yapılamaz ve tapu müdürlüğü vergi dairesinin ilişik kesme belgesini ister (m. 19). Çorlu’daki taşınmazlar için işlem Çorlu Tapu Müdürlüğü’nde, mirasçılık belgesiyle yapılır. Bankalar da mirasçılara ödeme yapmadan önce verginin ödendiğini gösteren yazıyı ister; yazı getirilmezse veraset yoluyla intikallerde yüzde 5 oranında vergi karşılığı kesinti yapıp kalanı öder (m. 17). Elbirliği nedeniyle mevduat kural olarak bütün mirasçıların birlikte talebiyle veya atanmış temsilci aracılığıyla çekilir. Beyannamede yapılan hatalar, cezalı tarhiyat ve uzlaşma süreçleri için vergi hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Yurt dışı, gaiplik ve SGK hakları
Yabancı unsurlu miras
Miras, kural olarak ölenin vatandaşı olduğu devletin hukukuna tabidir; ancak Türkiye’deki taşınmazlara her durumda Türk hukuku uygulanır (5718 sayılı MÖHUK m. 20). Ölüme bağlı tasarrufun şekli, düzenlendiği yerin hukukuna veya ölenin milli hukukuna uygunsa geçerlidir. Mirasçılık belgesini bir yabancı talep ediyorsa noter belge veremez; başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır (Noterlik Kanunu m. 71/B). Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı mirasçılar, konsoloslukta düzenlenen vekâletnameyle Türkiye’deki işlemleri yürütebilir.
Gaiplik kararı
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun süredir haber alınamayan bir kişi için gaiplik kararı istenebilir. Ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haberden itibaren en az beş yıl geçmiş olmalıdır; mahkeme en az altı ay süren ilanla bilgi sahiplerini çağırır (TMK m. 32, 33). Karar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden itibaren hüküm doğurur (m. 35). Gaibin mirasçıları malları teslim alırken, olası hak sahiplerine geri vermek için beş veya on beş yıllık güvence gösterir (m. 584). Mirasçılardan biri gaipse onun payı resmen yönetilir (m. 586).
SGK ölüm aylığı, sigorta bedeli ve mirasın reddi
Sağ kalan eşe, çocuklara ve şartları varsa ana-babaya SGK’dan bağlanan ölüm aylığı, mirasçılığa değil 5510 sayılı Kanun’daki hak sahipliğine dayanır ve terekeye girmez. Bu nedenle mirası reddetmek ölüm aylığını etkilemez. Aynı şekilde lehdarı belirlenmiş hayat sigortasının bedeli lehdara ödenir; ancak saklı pay hesabında poliçenin satın alma değeri terekeye eklenir (TMK m. 509). Ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların tazminat hakkı da desteğin kaybından doğduğu için mirası reddetmiş olmak bu talebi tek başına engellemez.
Süreç, belgeler ve sık yapılan hatalar
Ölümden sonraki ilk aylarda yapılacaklar
- e-Devlet’teki varis hizmetleriyle tapu, araç, banka, bireysel emeklilik, icra ve dava kayıtlarını çıkarın.
- Noterden veya sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi alın.
- Borç ihtimalini değerlendirin; ölümden itibaren bir ay içinde defter veya resmî defter isteyin, üç ay içinde ret kararını verin.
- Vasiyetname varsa hemen sulh hâkimine teslim edin ve açılış tebliğini bekleyin.
- Dört aylık süre içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesini verin.
- Tapuda intikali yaptırın; banka ve araç işlemleri için ilişik kesme yazısını alın.
- Mirasçılar anlaşırsa yazılı paylaşma sözleşmesi yapın; anlaşma yoksa arabulucuya başvurun.
- Mal kaçırma veya saklı pay ihlali şüphesi varsa tapu arşivini inceletin, tenkisin bir yıllık süresini hesaplayın ve tapuya tedbir konulmasını değerlendirin.
Çorlu miras hukuku avukatı ile ilk görüşmede istenen belgeler
Bir Çorlu miras avukatı ile ilk görüşmede dosyanın yönünü belirleyen belgeler şunlardır: miras bırakanın vukuatlı nüfus kayıt örneği ve ölüm belgesi, varsa mirasçılık belgesi, tapu kayıtları ve şüpheli devirlere ait tapu arşiv belgeleri, banka hesap dökümleri, varsa vasiyetname veya miras sözleşmesi, kredi, kefalet ve icra dosyası bilgileri, evlilik tarihi ile varsa mal rejimi sözleşmesi. Ölümden bu yana yapılan işlemleri (para çekme, araç satışı, kira tahsili) not etmeniz, ret hakkının durumunu doğru değerlendirmek için gerekir. Dosyanızla ilgili bilgi almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Masraf kalemleri
Miras işlerindeki başlıca giderler şunlardır: noter mirasçılık belgesi ücreti, dava harçları (tenkis ve muvazaa davalarında dava değerine göre nispi harç), keşif ve bilirkişi giderleri, resmî defter ve tasfiyede ilan giderleri, tapuda intikal harcı ve veraset ve intikal vergisi. Bir Çorlu miras hukuku avukatı ile yapılacak ücret sözleşmesinde avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği’nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında kararlaştırılamaz. Somut tutarlar taşınmaz değeri ve mirasçı sayısına göre değiştiği için dosya incelenmeden verilemez.
Sık yapılan hatalar
- Ret süresi içinde ölenin hesabından para çekmek, aracını satmak veya kira alacağını tahsil etmek
- Bir çocuk mirası reddettiğinde onun çocuklarının mirasçı hâline gelebileceğini ve onlar için ayrı ret süresi işlediğini gözden kaçırmak
- Paylaşmayı sözlü anlaşmayla yapmak; paylaşma sözleşmesi yazılı olmadıkça geçerli değildir
- Tapuda bağış olarak yapılmış bir devre muvazaa davası açıp tenkisin bir yıllık süresini kaçırmak
- Sağ kalan eşin katılma alacağını hesaba katmadan paylaşma protokolü imzalamak
- El yazılı vasiyetnameyi bilgisayarda yazıp yalnız imzalamak veya tarih koymamak
- İstisna tutarının altında kalındığı düşüncesiyle veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermemek
- Ortaklığın giderilmesi davasını arabulucuya gitmeden açmak; dava şartı yokluğundan usulden reddedilir
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir; somut olayınız için bir avukata danışınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Miras paylaşımında eşe ne kadar kalır?
Sağ kalan eşin payı, birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir. Çocuklarla birlikte mirasın dörtte birini, ölenin ana ve babası veya kardeşleriyle birlikte yarısını, büyükana ve büyükbabalarla birlikte dörtte üçünü alır; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır. Eşin evlilik süresince edinilen mallardaki katılma alacağı bu paydan ayrıdır ve terekeden önce ödenir.
Kardeşler mirastan pay alır mı?
Ölen kişinin çocuğu veya torunu varsa kardeşler mirasçı olamaz. Çocuk yoksa ve ana ile baba miras bırakandan önce ölmüşse, onların payları kardeşlere geçer. Eş de sağsa mirasın yarısı eşe, yarısı kardeşlere kalır. Kardeşlerin saklı payı 2007'de kaldırıldığı için miras bırakan vasiyetnameyle kardeşlerini mirasın dışında bırakabilir.
Veraset ilamı e-Devlet'ten alınır mı?
Hayır, mirasçılık belgesi e-Devlet üzerinden düzenlenmez; notere veya sulh hukuk mahkemesine başvurmak gerekir. e-Devlet'te Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği'nin Veraset İlamı Sorgulama hizmetleri, daha önce düzenlenmiş belgeleri görmenizi sağlar. Mirasçısı olduğunuz kişi adına tapu, araç, banka ve bireysel emeklilik kayıtlarını da e-Devlet'ten sorgulayabilirsiniz.
Mirası reddetme süresi kaçırılırsa ne olur?
Üç aylık süre içinde ret beyanında bulunmayan mirasçı, mirası borçlarıyla birlikte kazanmış sayılır. Süre ölümün öğrenildiği tarihten başlar ve önemli sebep varsa sulh hukuk hâkimi süreyi uzatabilir. Miras bırakan ölüm tarihinde açıkça borç ödemeden acizse miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır; bu durumda asliye hukuk mahkemesinde tespit davası açılabilir.
Miras davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre verilemez. Mirasçılık belgesi birkaç haftada çıkabilirken tenkis, muris muvazaası ve ortaklığın giderilmesi davaları keşif, bilirkişi incelemesi, tebligat ve taraf sayısına göre uzar. Kararın istinaf ve Yargıtay aşamalarına taşınması süreyi ayrıca uzatır. Dava açılmadan önce tapuya ihtiyati tedbir konulması, uzun yargılamada taşınmazın el değiştirmesi riskini azaltır.
Mirastan mal kaçırma davası için süre var mı?
Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davası, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre zamanaşımına veya hak düşürücü süreye bağlı değildir. Ancak aynı olay için tenkis istenecekse bir yıl ve on yıllık süreler işler. Bu nedenle muvazaa davası açılırken tenkis talebinin de terditli olarak, yani muvazaa ispatlanamazsa ikinci talep olarak, aynı davada ileri sürülmesi değerlendirilmelidir.
Miras paylaşımında arabuluculuk zorunlu mu?
Ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma davası açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Mirasçılık belgesi, mirasın reddi, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaasına dayalı tapu iptali davalarında ise zorunlu arabuluculuk yoktur. Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa belge, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinin şerhiyle uygulanabilir hâle gelir.
Veraset ve intikal vergisi ne zaman ödenir?
Ölüm Türkiye'de gerçekleşmiş ve mirasçılar Türkiye'deyse beyanname ölüm tarihini izleyen dört ay içinde verilir. Tahakkuk eden vergi üç yılda, her yıl mayıs ve kasım aylarında olmak üzere altı eşit taksitte ödenir. 2026 yılında çocuklar ve eşten her birinin miras payında 2.907.136 TL'ye kadar olan kısım vergiden istisnadır; çocuk yoksa eş için bu tutar 5.817.845 TL'dir.